İçeriğe geç

Türkiye’nin internet hızı nedir ?

İnternetin Kontrolü Kimde?

İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Kahve içmeden düzgün düşünebilen insanlara hâlâ biraz şüpheyle bakıyorum. Bugün de bir kafede oturmuşum, önümde yarısı bitmiş soğuk kahve, cebimde “bugün kesin üretken olacağım” diye kendime verdiğim ama yine uygulanmayan bir söz var.

Telefonum titriyor.

Bildirim yok.

Ama yine de kontrol ediyorum.

İşte tam o anda kafamda o klasik soru dönmeye başlıyor: İnternetin kontrolü kimde?

Garip bir soru gibi duruyor ama insanın zihnine bir kere düştü mü, Wi-Fi çekmeyen bodrum kat gibi çıkışsız bir yere dönüşüyor.

İnternetin Kontrolü Kimde? Sorusu Neden Aklımıza Takılıyor?

Bir anlığına durup düşünün. Sabah uyanıyorsun, elin otomatik olarak telefona gidiyor. Daha gözlerin tam açılmamış, ama parmakların Instagram’ı açmış bile.

Ben bazen kendime şunu söylüyorum:

“Tamam kardeşim, sadece hava durumuna bakacağım.”

Sonra 40 dakika sonra Çin’de bir kedi videosuna neden ağladığımı sorguluyorum.

İşte burada mesele başlıyor. İnternet sadece bir araç değil. Bir ortam, bir mahalle, hatta bazen bir akraba gibi. Sürekli karışıyor, sürekli yorum yapıyor, bazen de seni senden iyi tanıyor gibi davranıyor.

Ve insan ister istemez soruyor:

İnternetin kontrolü kimde? Ben mi kullanıyorum, yoksa ben mi kullanılıyorum?

Kafede yan masadan biri kahkaha atıyor. Ben iç sesimle tartışıyorum.

“Abartma” diyorum kendime.

Ama iç sesim: “Sen geçen TikTok’ta 2 saat ‘neden izledim bunu’ diye izledin.”

Haklı.

Wi-Fi Şifresiyle Başlayan Felsefe

İnternetle ilk tanıştığımız an aslında çok masumdu. Wi-Fi şifresi sorarak başlayan bir bağımlılık hikâyesi bu.

“Şifre neydi ya?”

“12345678.”

“Bu kadar basit olamaz.”

“Basit.”

O an aslında her şey belliydi. Hayat bize şunu diyordu: “Buyur, kontrol sende.”

Ama gerçek öyle olmadı.

Evde modem bozulduğunda yaşanan panik hâlini hatırlayın. Sanki elektriksiz bir ada. İnsanlar birbirine bakıyor:

“Netflix açılmıyor.”

“Ben de YouTube’a giremiyorum.”

“Sanırım artık konuşmak zorundayız.”

O an evin içinde kısa süreli bir distopya yaşanıyor.

Ve o sırada modem köşede sessizce yanıp sönüyor. Sanki diyorki:

“Kontrol kimde sanıyordunuz?”

Algoritmaların Mahalle Baskısı

İzmir’de mahalle kültürü vardır ya… Herkes birbirini tanır, herkes her şeyi bilir. İnternet de biraz öyle.

Sadece burada mahalle bakkalı yok, algoritma var.

Sen bir gün “kamp çadırı nasıl kurulur” izlersin, ertesi gün bütün internet sana “doğada hayatta kalma uzmanı” muamelesi yapar.

Ben geçen gün sadece bir kere “mantı tarifi” baktım diye üç gün boyunca yemek kanallarından çıkamadım. Sanki algoritma dedi ki:

“Bu çocuk aç. Takip edin.”

İç sesim yine devreye girdi:

“Sen kontrol ediyorsun değil mi interneti?”

Ben: “Evet.”

Telefon: “Emin misin?”

İşte burada İnternetin kontrolü kimde? sorusu biraz daha karmaşıklaşıyor. Çünkü kontrol artık tek bir yerde değil. Dağılmış, bölünmüş, hatta biraz da bize bırakılmış gibi yapılıp geri alınmış durumda.

Bildirimler: Küçük Ama Etkili Manipülatörler

Bir bildirim geliyor.

Bakmıyorum.

Bir daha geliyor.

Yine bakmıyorum.

Üçüncüde beynim: “Belki önemli bir şeydir.”

İşte o an kaybediyorsun.

Çünkü internetin kontrolü bazen büyük sistemlerde değil, küçük kırmızı noktada saklı.

Evdeki Router: Küçük Tanrı

Bunu söylemek biraz abartı gibi gelebilir ama evdeki modem küçük bir tanrı gibi davranıyor.

Çalışırsa hayat akıyor.

Çalışmazsa herkes sorgulayıcı.

“Faturayı ödedik mi?”

“Reset atsak düzelir mi?”

“Ben zaten anlamıyorum bu işlerden…”

Ve o an herkes teknik uzman kesiliyor.

Benim evde modem bozulunca yaşanan sahne:

– Ben: “Kapat aç yaptın mı?”

– Annem: “Zaten interneti sen biliyorsun diye sana bıraktık.”

– Ben: “Ben de bilmiyorum.”

– Sessizlik.

İşte bu sessizlik anı, modern çağın kısa özeti gibi.

Sosyal Medya ve “Ben Sadece 5 Dakika” Yalanı

Hepimiz aynı cümleyi kurduk:

“5 dakika bakıp çıkacağım.”

Bu cümle tarihte hiçbir zaman doğru olmadı.

5 dakika sonra:

Bir video

Bir başka video

“Bunu da izleyeyim”

“Bu niye önerildi?”

“Ben burada ne yapıyorum?”

Ve bir bakmışsın akşam olmuş.

Ben bazen telefon elimde uyuyakalıyorum. Sabah kalkınca ilk düşündüğüm şey şu:

“Ben dün gece insan mıydım yoksa algoritmanın alt kiracısı mı?”

İnternet burada sadece bir araç değil. Bir akış. Seni içine çekiyor ama itiraf edelim, biz de gönüllü gidiyoruz.

İnternetin Kontrolü Kimde? Asıl Cevap Nerede Saklı?

Şimdi dürüst olalım.

İnternet dediğimiz şey tek bir kişinin ya da kurumun elinde olan bir şey değil. Daha çok büyük bir şehir gibi. Kuralları var ama herkes kendi sokağında başka bir hayat yaşıyor.

Ama asıl mesele şu:

Kontrol sadece sistemlerde değil, alışkanlıklarda.

Ben mesela bazen telefona bakmadan duramıyorum. Sonra kendime kızıyorum:

“Sen niye böyle yaptın?”

Ama telefon cevap vermiyor. O sadece orada duruyor. Sessiz, parlak ve biraz da iddialı.

İzmir’de akşam yürüyüşü yaparken bile insanlar telefonlarına bakıyor. Sahilde oturan çiftler bile bazen birbirinden çok ekrana bakıyor.

Ve iç sesim yine konuşuyor:

“Romantizm update almış ama offline çalışıyor.”

Günlük Hayatta Küçük Dijital Kaoslar

Bir gün markete gittim.

Kasada sıra var.

Herkes telefonda.

Kimse kimseye bakmıyor.

Bir anda elektrikler kesilse ne olur diye düşündüm. İnsanlar birbirine döner mi, yoksa “şarjın var mı?” diye mi sorar bilmiyorum.

Bazen internetin kontrolü kimde sorusu yerine şunu soruyorum:

“Kontrol bizde miydi, yoksa biz sadece akışa mı alıştık?”

Arkadaş grubumda da durum farklı değil.

Birisi mesaj atar:

“Online mısın?”

Ben:

“Evet.”

Ama aslında değilim. Çünkü zihnim 15 farklı sekme açık.

İç Sesle Kısa Bir Tartışma

– İç ses: “Şu an gerçekten ne yapıyorsun?”

– Ben: “Yazı yazıyorum.”

– İç ses: “Telefon neden yanında?”

– Ben: “Referans için.”

– İç ses: “Tabii…”

Kontrolü Ararken Kaybolmak

Bazen interneti anlamaya çalışmak, İzmir’in dar sokaklarında navigasyonsuz yürümek gibi.

Bir yere çıkacağını sanıyorsun ama sürekli başka bir yere varıyorsun.

Ve en garibi şu:

Kaybolduğunu fark ettiğinde bile çıkmak istemiyorsun.

Çünkü içerisi hem tanıdık hem de sürekli değişiyor.

İnternetin kontrolü kimde sorusu burada biraz eriyor. Çünkü belki de artık kontrol diye tek bir şey yok.

Daha çok bir ortaklık var.

Biz tıklıyoruz.

O öneriyor.

Biz kalıyoruz.

O daha çok sunuyor.

Son Söz Gibi Değil, Sadece Bir Düşünce

Şu an hâlâ kafedeyim.

Kahvem soğudu.

Telefonum masada.

Bildirim yok ama ben yine de kontrol edeceğim birazdan.

Çünkü dürüst olmak gerekirse, internetin kontrolü kimde sorusunun cevabı bazen çok basit:

Biraz bizde.

Biraz onda.

Biraz da o modemin içinde yanıp sönen ışıkta.

Ve belki de en tuhafı şu:

Kontrolü ararken bile internete dönüyoruz.

İç sesim son kez konuşuyor:

“Tamam, şimdi gerçekten bırakacak mısın?”

Ben cevap vermiyorum.

Çünkü cevap zaten ekranda.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://birsinema.com https://artmimarlik.com.tr https://serveradmin.com.tr Sitemap
https://hiltonbet-giris.com/betexper indirelexbetgiris.org