İçeriğe geç

Hamam böceği neyi sevmez ?

Hamam Böceği Ne Sever, Ne Sevmez? Bir Kayseri Günlüğü

Bir Sabahın Başlangıcı

Sabahın ilk ışıkları, Kayseri’nin dar sokaklarında bir başka güne uyanmanın huzurunu getirdi. Yavaşça açılan gözlerim, odada sessizce gezinmeye başlayan ışığı fark etti. Aynı ışık, eski tahtadan yapılmış mobilyaların üstünde birer altın çizgi bırakarak odanın içini aydınlatıyordu. Sabahları kaybolan zaman, bir kadeh çayın beklediği mutfaktan ya da çok sevdiğim eski şarkılardan başka hiçbir şeyle yer değiştirmiyor gibi gelir bana. Ama bu sabah farklıydı. Odaya hakim olan bir huzursuzluk vardı.

Çünkü tam da o anda, sabahın sakinliğini bir “çıt!” sesi bozdu.

Yavaşça, uykulu gözlerle doğrulup sesin geldiği yöne bakmamla, olan oldu. Gözlerim, tam önümde duran o kararmış, çirkin, kayıp bir hamam böceğini fark etti. O an, ruhumun derinliklerinde bir şey kırıldı. Gerçekten de bu her sabah olduğunda, bir yerde birşeyler eksik oluyordu.

Ve o eksiklik, tam da bugün anlam bulacaktı.

Hamam Böceği ve Ben: Bir Çekişme Başlıyor

Hamam böceği… Ne kadar da sevimli bir ad değil mi? Ama onun içindeki o hiçlik, karanlık, pislik ve kaybolmuşluk hissi beni her zaman korkutmuştur. Bir sabah, kaybolan bir böceğin peşinden sürüklenen yaşamımda, o hamam böceği bana şunu söylemeye çalıştı: “Hep kontrol edebilirsin, ama hiçbir şeyi gerçekten kontrol edemezsin.”

O zamanlar henüz farkında değildim ama o hamam böceği, bana korkuyu öğretmişti. Onu her gördüğümde, bedenimi, ruhumu, yüreğimi kontrol etmeye çalışır, her seferinde bir yenilikle karşılaşırdım.

İşte o sabah, hamam böceği o kadar yakındı ki, korkum onu izlerken gün yüzü kadar netti. Ama o sabah aynı zamanda başka bir şey fark ettim. O böcek aslında, onun her yönüyle tiksindiren haline rağmen, bazı şeyleri sevmediğini gösteriyordu.

Ve ben de, o sevmediği şeylere, o an, bir anlam yükledim. Her bir sevmeyen özelliği, bana bir ipucu verdi. Ben de bir kaybolmuşluk gibi hissederek, bunun üstüne gitmeye karar verdim.

Hamam Böceği Ne Sevmez?

O sabah anladım ki hamam böceği, gerçekten de bir şeylerden korkuyordu. Belki de bizden çok daha derin, bizden çok daha gerçek duygularla hissetmeye çalışıyordu. Karanlıkta, hiç kimsenin el değmediği köşe bucak yerlerde yaşamaya çalışan bu varlık, sabah güneşinin ilk ışıklarına asla dayanamazdı.

Güneş ışığının doğrudan üzerine vurduğu her yer, bir hamam böceği için adeta bir ceza gibiydi. O sabah, onu izlerken, solmuş bedenini tavanda ilerlerken görmek, bana bir anlam kazandırmıştı. O an, sadece gün ışığının hamam böceği için ne kadar zararlı olduğuna değil, aynı zamanda insanların da o kadar karanlıkta saklanmayı sevdiklerine dikkat ettim.

İnsanlar, içlerindeki karanlık yönleri gün yüzüne çıkarmaktan kaçıyor, tıpkı hamam böceği gibi. Bu yüzden, hamam böceği neyi sevmezdi? Güneşi sevmezdi. Işıksız kalmak, ona daha güvenli ve huzurlu gelirdi.

Fakat, bu sadece bir başlangıçtı. Hayatımda her zaman sevilmeyen, ondan kaçılan şeylere dair bir düşünce vardı: Karanlıkta kalmak, güvenliydir. Ama gerçek anlamda, gerçekten güvenli olan nedir? Karanlık da, hiçbiriyle baş edilemeyen tek şeydi.

Bir Anı: Korku ve Cesaret

Daha önce bir gece, bu düşüncelerin dehşetinden kaybolduğumda, kendi ruhumu bulmuş, kendi duygularımı anlamıştım. Korku, bir süre önce beni paralayan tek duyguydu. Bir hamam böceği gibi, o küçük varlık, gerçek bir korku yaratmıştı bende.

Kayseri’nin eski sokaklarında yürürken, geceyi izlerken, aynı duygular beni sarmıştı. Kaybolmuş bir ruhun öyküsünü bir kere daha yazdım, aynı sabahları düşündüğümde. Ama o sabah, kaybolmuş bir ruh olarak, güneşi karşılamadığımda anlam bulmuştu.

O gün, bu korkunun da kendisi gibi, tek bir sabahın içinde kaybolacağına dair bir umut vardı. Ve o hamam böceği de, bir anlamda sevmediği şeylerin zıttıydı. Ne kadar karanlık olursa olsun, ışık bir yerde buluşurdu.

Günlüklerimi her gün yazarak, o sabahı hatırladım. Hamam böceği neyi sevmezdi? Işığı. Ama bir anlamda o ışık, her zaman bir arayıştı. Kendi içimde bulduğum cesaret, kaybolmuş korkularımdan daha güçlüydü.

Ve o hamam böceği, her sabah olduğu gibi, bir kez daha ışığa karşı savaşıp, kayboldu.

Bir Sonraki Gün

Sabahın erken saatlerinde, güneşin ışıkları Kayseri’nin üzerini sararken, hamam böceğinin kaybolduğu o köşe tekrar boştu. Ama ben bir şeyler fark etmiştim. O sabahla birlikte, her şeyin bir anlamı olduğunu düşünüyordum. Güneşi sevmeyen hamam böceği, aslında tüm bu hikâyenin bir parçasıydı.

Böylece, her şey birbiriyle örtüşüyordu. Karanlıkla, ışıkla, kaybolmuşlukla ve buluşmuşlukla… Hepsi, benle birlikte aynı yolda yürüyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://hiltonbet-giris.com/betexper indirelexbetgiris.orgTürkçe Forum