İçeriğe geç

41K öğrenci ne kadar ?

41K Öğrenci Ne Kadar? Kayseri’de Bir Gecenin İçimde Açtığı Yarık

İlgili Yazımız: Duster motor omru ne kadar ?

Herkese merhaba! Bugün Ekotasarim olarak sizlere “41K öğrenci ne kadar” hakkında rehber niteliğinde bir yazı sunuyoruz.

O akşam Kayseri’nin soğuğu bile içimdeki karmaşayı bastıramadı

O günü hâlâ net hatırlıyorum. Kayseri’de kışın o sert, kemikli soğuğu insanın yüzüne çarpınca sadece üşümüyorsun; aynı zamanda içindeki düşünceler de daha keskin hale geliyor. Sanki her şey daha net, daha acımasız oluyor.

Telefon elimdeydi. Ekrana bakıyordum ama gördüğüm şeyler gerçek gibi gelmiyordu. Sonuçlar açıklanmıştı. Bir sayı… 41K.

“41K öğrenci ne kadar?” diye kendi kendime tekrar edip durduğumu hatırlıyorum. O an bu soru sadece bir merak değildi. İçimde sıkışmış bir anlam arayışıydı. 41K öğrenci ne kadar? Ne demekti bu? Kaç kişinin önündeydim, kaç kişinin arkasında kalmıştım? Daha önemlisi, ben neredeydim artık?

Bir rakamın insanın içine düşmesi

41K öğrenci ne kadar? Bunu ilk gördüğümde hissettiğim şey sayı değil, ağırlıktı. Sanki omuzlarıma görünmeyen bir çanta yüklenmişti. İçinde beklentiler, yıllar, uykusuz geceler vardı.

Ben 25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum. Günlük tutmayı severim. Kendimi en iyi kağıda dökerim. Ama o gece yazamadım. Kalem elimde kaldı. Sayfalar boştu.

Çünkü 41K öğrenci ne kadar sorusu, sadece bir sıralama değildi. Aynı zamanda “ben nereye düştüm?” sorusuydu. Ve bu sorunun cevabını o an kaldırabilecek durumda değildim.

Evde sessizlik, dışarıda devam eden hayat

Evde herkes kendi halinde bir şeylerle uğraşıyordu. Annem mutfakta, babam televizyon karşısında sessizdi. Ama ben onların sesini duymuyordum bile. Sanki evin içinde görünmez bir cam fanus vardı ve ben o fanusun içindeydim.

“Sonuçlar açıklandı mı?” diye sordu annem bir ara.

Başımı salladım. Söylemek istemedim. Çünkü “41K öğrenci ne kadar?” sorusunun cevabı onların gözünde neye dönüşeceğini bilmiyordum. Başarı mıydı, hayal kırıklığı mıydı, yoksa sadece bir sayı mıydı?

Ama benim için sayı değildi. Benim için bir dönüm noktasıydı.

Kayseri’nin sokaklarında yürürken

O gece evden çıktım. Soğuk hava yüzüme vurduğunda içimdeki düşünceler biraz daha dağılır gibi oldu ama tamamen gitmedi.

Kayseri’nin sokakları geceleri farklıdır. İnsan az olur, ışıklar daha belirgin görünür. Ama o gece hiçbir şey bana net gelmiyordu.

Kendi kendime yürürken sürekli aynı cümleyi tekrar ediyordum: 41K öğrenci ne kadar?

Bu sorunun cevabı matematiksel değildi. Bu, hayatın içinden bir hesaplaşmaydı. 41K öğrenci ne kadar? Ben o 41 binin içinde neredeydim? Bir başarı hikâyesinin içinde miydim, yoksa sadece kalabalığın bir parçası mıydım?

Beklentiler ve gerçekler arasında sıkışmak

Liseye başladığım yılları düşündüm. Üniversite hayali kurduğum zamanları. Her şey çok netti o zamanlar. Bir hedef vardı ve o hedefe giden yol sanki düz bir çizgi gibiydi.

Ama hayat düz bir çizgi değilmiş.

41K öğrenci ne kadar sorusu aslında bana bunu hatırlattı. O çizginin kırıldığını, eğildiğini, bazen kaybolduğunu…

Bir arkadaşım vardı. O benden daha hırslıydı. Sürekli çalışırdı. “Başaracağım” derdi. Onunla konuşurken içimde bir yerlerde hep bir karşılaştırma olurdu ama bunu kendime bile itiraf etmezdim.

Şimdi düşündüğümde, o da benim gibi bir yerlerdeydi. Belki o da 41K öğrenci ne kadar diye soruyordu kendi içinde.

Bir mesaj, bir ekran ve donup kalan zaman

Telefonuma tekrar baktım. Bildirimler vardı. Arkadaşlarım yazmıştı.

“Kaç bindesin?”

Bu soru bile o an bana ağır geldi. Çünkü cevap sadece bir sayıydı ama o sayı insanın içine işliyordu.

41K öğrenci ne kadar? Bunu yazmak bile garipti. Sanki bir mesafe gibi. Uzak bir şehir gibi. Ulaşılması zor bir yer gibi.

Ekranı kapattım.

O an zaman durdu gibi hissettim. Ama aslında duran zaman değil, bendim.

Umut ile hayal kırıklığı arasında ince bir çizgi

Sonra eve geri döndüm. Annem bir şey sormadı. Belki yüzümden anladı, belki de sormamayı seçti.

Odama geçtiğimde yatağa oturdum. Uzun süre sadece duvara baktım.

İçimde iki ses vardı.

Biri “devam et” diyordu.

Diğeri “yoruldun” diyordu.

41K öğrenci ne kadar? Bu soru artık sadece bir sıralama değil, bir iç çatışmaydı.

Başarısızlık mıydı bu? Yoksa hâlâ bir şans mıydı?

Bilmiyordum.

Geceyle gelen düşünceler

Gece ilerledikçe düşünceler daha ağır hale geldi. İnsan gece olunca daha dürüst olur derler. Doğruymuş.

Kendime itiraf ettim: korkuyordum.

Gelecekten, belirsizlikten, yanlış seçim yapmaktan…

Ama aynı zamanda içimde küçük bir şey vardı. Çok küçük ama hâlâ oradaydı. Bir tür inat. Bir tür devam etme isteği.

41K öğrenci ne kadar sorusu, bu inadı yok etmedi. Sadece sınadı.

Ertesi sabaha kalan ben

Sabah olduğunda her şey biraz daha farklıydı. Aynı oda, aynı sokak, aynı şehir… ama ben aynı değildim.

Dışarı çıktım. Hava daha sakindi. Kayseri’nin sabahları geceden daha affedici olur.

Kendi kendime yürürken düşündüm.

41K öğrenci ne kadar?

Belki de bu soru yanlış soruydu.

Belki doğru soru şuydu: “Ben bundan sonra ne yapacağım?”

Çünkü sayı değişmezdi ama insan değişebilirdi.

Kendimle yaptığım sessiz anlaşma

O gün kendime bir söz verdim. Büyük bir söz değildi. Gösterişli hiç değildi.

Sadece şuydu: devam edecektim.

Başka bir yol bulacaktım. Belki aynı yerden, belki farklı bir yerden ama devam edecektim.

41K öğrenci ne kadar sorusu artık bir son değil, bir başlangıç gibi gelmeye başladı.

İçimde kalan iz

Bugün geriye baktığımda o geceyi hâlâ hatırlıyorum. Ama artık o anki kadar keskin değil.

41K öğrenci ne kadar? Bu soru hâlâ aklıma gelir bazen. Ama artık beni yere çeken bir soru değil.

Daha çok şunu hatırlatıyor:

Kalabalık içinde kaybolmak kolay. Ama yeniden kendini bulmak da mümkün.

Kayseri’nin soğuk gecesi, o telefon ekranı, o sessizlik…

Hepsi geçti.

Ama içimde bıraktığı şey kaldı. Ve belki de en önemlisi bu oldu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://birsinema.com https://artmimarlik.com.tr https://serveradmin.com.tr Sitemap
https://hiltonbet-giris.com/betexper indirelexbetgiris.org